Dizelge
Evrenkent Kalemleri
  • Türkçe Sözlük
  • Yazılar
  • Kütüphane
  • 10 Soruda Evrenkentler
  • Kalemlerimiz
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • İlkelerimiz
  • İletişim
    • İletişim
    • Yazı Gönder
  • Dükkân
Evrenkent Kalemleri

Terminatör (Yok Edici)

Bilim kurgu filmi[!] deyince herkesin aklında belirli filmler canlanır. Bunlar kimisine göre şaheser [kült], kimisine göre ise ilklere imza atan filmlerdir. Yok edici (Terminatör) film dizisine [seri] değinecek olursak bilim kurguyu, felsefe ve dinle harmanlayan filmlerin başında gelmektedir. Ancak altılı bir film dizisi olsa da ilk iki film diğer filmlere göre izleyicilerin kalbinde taht kurmuş, defalarca izlense dahi tadından bir şey kaybetmemiştir. Yazımda, Terminatör film dizisinin neden ilk iki filminin diğer filmlerine göre daha çok sevildiğini, film eleştirmenleri tarafından neden başyapıt olarak tanımlandığına değineceğim.

Yok Edici (The Terminator) – 1984

James Cameron; Yaratık [Alien], Titanik ve Avatar filmleriyle tanınmadan önce bu şaheseri büyük zorluklarla çekmiş ve yapımcılara bu filmin yönetmenliğini kendisinin yapması konusunda büyük çaba sarfetmiştir. O sıralar kendi arabasında yaşayan Cameron bir söyleşide, gördüğü rüyaların Yok Edici filmini çekerken yardımcı olmasından bahsetmiştir. Peki Yok Edici’nin ilk filmi bu deneyimlerle nasıl şekillenmişti?

  • Ünlü Rus yönetmen Andrei Tarkovski, Hollywood filmlerine mesafeli olsa da neden bu filmi çok sevmişti?

Kahramanlar

John Connor’ı ele alalım. İlk filmde yüzünü göremediğimiz ama hep adını duyduğumuz John, gelecekte adeta bir kurtarıcı görevindedir. Komutanlık yapan John, dünya vatandaşları tarafından çok sevilip saygı duyulan kahramandır. Bu yüzden John, Eski Ahit’in Yaratılış bölümündeki Kral Mesih tasvirine oldukça benzemektedir. Kral Mesih, Hz. Davut’un soyundan gelip, kıyameti bitiren kral tasviri, Hz. İsa’nın Deccal’le olan savaşının adeta bir istiaresi [metafor] gibidir.

Deccal ise herkesin tahmin edeceği gibi Yok Edici T-800’dür. Film asısında [afiş] güneş gözlüğünden yansıyan tek gözünün yansıması Deccal tasvirini akıllara getirmiştir. Deccal, her 3 dinde de bahsedilen, herkesi yoldan saptıran, kıyametin karanlık tarafıdır. Sarah Connor ise gelecekten bihaber, kurtarıcı John Connor’un annesidir. John’ın kimliğinden habersizdir. Ancak bu durumu gelecekten yollanan John’ın askeri Kyle Reese tarafından öğrenir. Ancak Sarah çocuğunun babasını dahi bilmemektedir. Bu durumda Sarah Hz. Meryem’dir. Kyle Reese ise John tarafından Sarah’a yardım eden Kutsal Ruh’u simgelemektedir.

Kısaca birinci film, kullandığı dini betimlemelerle [alegori] izleyicilerin, benim ve Tarkovski’nin gönlünde taht kuran eşsiz bir bilim kurgu eseridir.

Yok Edici 2: Kıyamet Günü (Terminator 2: Judgment Day) – 1991

Devam filmi Yok Edici 2: Kıyamet Günü’ne gelecek olursak, özgür düşünce ile kadercilik arasındaki çatışmaya tanıklık etmiş oluruz. Sarah Connor kâbuslarında gördüğü kıyamet tasviriyle iyice zıvanadan çıkmış, aklıselim olmayan tutum sergilemeye başlamıştır.

İlk filmin kötü kahramanı Yok Edici T-800 bu filmde John Connor’un gelecekteki komutuyla iyilerin safında yer tutmuş ve amacı John’ın küçüklüğünü ve Sarah’ın güvenliğini sağlayıp, Skynet şirketinin kıyamet tasarısını suya düşürmektir. Aslında günümüzdeki Harezmi yollarının [algoritma] nasıl şekillendiğinin bir göstergesini 1991 yılında çekilen bu filmde görmek mümkündür. Harezmi yolları her ne kadar seçimlerimizde belirleyici olsalar da insan eli ile yönlendirilmiştir. Bir diğer uygulayım bilimsel [teknolojik] gelişme olarak da bilgisayar tabanlı görüntüden [cgi] bahsetmemiz gerekmektedir. T- 1000 robotunun[!] canlandıran Robert Patrick’in sıvılaştığı her sahnede bilgisayar tabanlı görüntü devreye girmiştir. Aslında bu durum bilgisayar tabanlı görüntü ilk kullanımı değildir fakat dönemin şartlarına göre etkileyiciliği sebebiyle akıllara kazınmıştır. Bu görsel hileleri hazırlamak o dönemin parasıyla 5 milyon[!] dolardan[!] fazlaya mâl olmuştu.

Hikâyeye dönecek okursak John ve T-800’ün gelişen ve geliştikçe baba-oğul ilişkisine benzeyen ilişkisi insan ve yapay zekâ ilişkisinin iyi taraflarını gözler önüne sermiştir. John’ın her defasında T-800’e insanlığa dair bilgiler sunması, T-800’ün de John’ın eksik baba imgesini tamamlaması beyaz perde [sinema] tarihinin en ihtişamlı ikilisini ortaya çıkarmıştır.

Film izleyicinin zihninde Harezmi yollarının gücünü ve sınırsızlığını canlandırmak istemiştir. Ancak filmdeki derin anlam, özgür irade ve kaderciliğin çatışması bizleri film boyunca asla yalnız bırakmamıştır. Sarah’ın kıyamete inanmışlığı bizlere ‘‘Acaba mı?’’ dedirtmiştir. Bu filmdeki derin anlam 1962 yapımı Arabistanlı Lawrence filminde de görmek mümkündür. Lawrence, filmdeki Arap şeyhlerinin “Her şey yazıldı’’ tutumunun karşı savıdır [antitez]. Bu filmde de yaptığımız seçimler ‘‘Ne derece önemli?’’ sorusunu biz izleyicilere defalarca düşündürmüştür.

Sözün özü ilk iki film gerek kullandığı yenilikler gerekse içinde barındırdığı felsefi ve dini anlatımlarla bilim kurgu dünyasına adlarını altın harflerle yazdırmıştır. Ancak diğer filmlerin içerik olarak tekrar eden bir yapıda olması ve fazlasıyla vezne [gişe] kaygısı gütmesi biz izleyiciler tarafından pek hoş karşılanmamıştır.


23. Sayıyı Okumak İçin Tıklayınız

Ataman
Yazar: Ataman
evrenkentkalemleri@gmail.com
Misafir Yazar

Yazar: Uğurkan Beytur Sena

ugurkanbeytursena1907@hotmail.com

Tasarım : Sezer Aydın
Gizlilik İlkelerimiz


©2026 Evrenkent Kalemleri | Tüm Hakları Saklıdır