Giriş
Avam sanatı [pop art], yirminci yüzyılın ortalarında (1955-1965) Amerika ve İngiltere’de birbirinden bağımsız fakat eş zamanlı olarak ortaya çıkmış bir sanat akımıdır (Tunç, 2003). Avam sanatını tam manasıyla kavrayabilmek için, o dönemin siyasi, toplumsal ve iktisadi yapısını da iyi okumak gerekir. Yirminci yüzyılda yaşanan savaşlar ve iktisadi buhranlar neticesinde, başta sanayi ve uygulayım bilimsel [teknolojik] alanlar olmak üzere pek çok sahada köklü değişimler meydana gelmiştir. Özellikle I. ve II. Dünya Savaşları’nın ardından büyük bir atılım yapan Amerikan iktisadı ve sanayisi, küreselleşmenin de ivmesiyle “tüketim toplumu”nu meydana getirmiştir (Kalebek, Öztürk ve Görüş).
Büyüyen iktisadi zenginlikle birlikte, toplumsal değerleri ve gelenekleri geriye iten yeni bir insan biçimi [profili] ortaya çıktı. Bu yeni insan biçiminin özellikleri sanat alanında da yankı buldu. Yaşam tarzından müziğe[!], sanata ve nevzuhura [moda] kadar etki eden bu değişim, yepyeni bir gençlik hareketi doğurdu. Bu hareket, gençliğin beğenilerine hitap edecek şekilde gelişirken avam sanatının filizlenmesinde de büyük etkendi.
Meşhur Avam Sanatı Sanatçıları
Andy Warhol: Warhol, Campbell’s çorba konservesi[!] ve Coca-Cola şişesi gibi gündelik ürünleri farklı renklerde ve devasa boyutlarda resmederek birer sanat eseri hâline getirmiştir. Marilyn Monroe’nun ölümünün ardından, seri üretim yöntemlerini kullanarak ünlü ismin suretlerini sanata dönüştürmüştür. Aynı yaklaşımı Jackie Kennedy ve Elvis Presley gibi isimler üzerinde de uygulamıştır. Böylelikle Warhol, kaba bir tüketim irfanı [kültürü] sayılabilecek ögeleri sanatın merkezine dâhil etmeyi başarmıştır.

Roy Lichtenstein: Eserlerinde reklam[!] ve çizgi roman[!] ögelerini kullanarak adından sıkça söz ettirmiştir. Lichtenstein, çizgi romanlardaki dördülleri [kare] devasa boyutlara taşıyarak kendi üslubunu yaratmıştır. Ayrıca Pablo Picasso, Piet Mondrian ve Vincent van Gogh gibi ustaların eserlerini avam sanatı anlayışıyla yeniden yorumlamıştır.
Yayoi Kusama: Kusama, renkli ve noktalı tasarımlarıyla tanınır. Parlak renkli kıyafetleri ve kitle irfanı [popüler kültür] imgelerini yalnızca eserlerine değil, bizzat yaşam tarzına da yansıtmaktadır. Rengârenk takma saçlar [peruk] takarak dikkatleri üzerinde toplamaya günümüzde de devam etmektedir.
Keith Haring: Avam sanatının daha sonraki dönem temsilcilerindendir. Sokak irfanını eserlerine başarıyla aktarmıştır. Sadece sergi evi [galeri] ve numunehane [müze] gibi kapalı alanlarda sergilenen işleriyle değil, sokaklara çizdiği çizgi mizah [karikatür] tarzı duvar resimleriyle de oldukça ünlüdür.
Avam sanatı, temellerini Dada hareketinin hiççi [nihilist] duruşundan almış ve etkisini günümüze kadar taşımıştır. (Güngen) Dada, 1916-1923 yılları arasında Avrupa ve Amerika’da etkili olmuş sanat hareketidir. Dadacılar, I. Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkıcı koşulları eleştirmek amacıyla geleneksel sanatı sert bir dille tenkit etmişlerdir. Avam sanatı da Dada’nın bu eleştirel mirasını devralarak soyut dışavurumculuğun tam karşısında konumlanmıştır.
Soyut dışavurumculuk, belirgin imgelerden ve şekillerden ısrarla kaçınırken; ona tepki olarak doğan avam sanatı, gücünü gündelik hayattan ve kitle irfanından almıştır. Amacı, sanatın herkes için daha erişilebilir olmasını sağlamaktır. Bir başka deyişle sanatın yalnızca seçkin [elit] zümreyi ilgilendirmediğini savunmuş, halkın da eserlerde kendinden bir şeyler bulmasını hedeflemiştir.
Bununla birlikte, Dada ve avam sanatı arasında temel farklılıklar mevcuttur. Örneğin Dada, sanayi toplumunun gelişmesiyle ortaya çıkan iktisadi ve toplumsal düzene karşı yıkıcı eleştirel tavır takınır. Avam sanatı ise tüketim toplumuyla âdeta uyum içinde hareket eder. Dada, makineleşmeyi[!] ve onun getirdiği yeni değerleri sertçe reddederken; avam sanatı makineleşmeyi ve seri üretimi kitle irfanıyla harmanlayarak eserlerinin vazgeçilmez bir parçası hâline getirmiştir.

Avam Sanatı ve Kitle İletişimi
Avam sanatı, İngiltere’de ilk filizlendiğinde bağımsız bir topluluk olan “Independent Group” tarafından benimsenmiştir. Bu topluluğun önemli üyelerinden Lawrence Alloway, sanatın seçkinci [elitist] bir alanın tekelinden çıkması gerektiğini kuvvetle savunmuştur. Avam sanatı, sanatı günlük yaşamla iç içe geçirmiştir. Örneğin Marcel Duchamp’ın günlük hayattaki sıradan nesneleri (ready-made) eserlerine taşıması iyi bilinir; onun bu devrimci yaklaşımı, avam sanatına da büyük bir ilham kaynağı olmuştur.
Ayrıca avam sanatı, katı İngiliz toplumsal yapısına karşı duran bir tutum sergilediği için geniş kitleler tarafından hızla benimsenmiştir. İngiltere’de bu akımın en önemli öncülerinin Richard Hamilton ve Eduardo Paolozzi olduğu söylenebilir. (Güngen)
Akımın Amerika’daki gelişimi ise İngiltere’deki gibi belirli bir topluluk etrafında değil, sanatçıların birbirinden bağımsız bireysel çıkışları doğrultusunda şekillenmiştir. İngiliz sanatçılarının eserlerinde duygusal ve eleştirel yansımalar görülürken, Amerikan sanatçılarında bu tür bir derinliğe pek rastlanmaz. Zira II. Dünya Savaşı’nın ardından küreselleşmenin de etkisiyle Amerikan iktisadı büyük bir sıçrama yaşamış ve pürüzsüz bir tüketim toplumu inşa edilmiştir. Amerikalı sanatçılar da bu ışıltılı refahtan etkilenerek etraflarını saran seri üretim nesnelerinin ve eşyaların büyüsüne kapılmışlardır.
1960’lı yıllarda haberleşme ağlarının ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, kitle irfanı gücünü katlamıştır. Avam sanatı da bu araçların gelişmesi sayesinde çok daha fazla öne çıkma imkânı bulmuştur. Zira üretilen bir eser ne kadar geniş bir kitleye hitap eder ve tanıtılırsa, o kitleler tarafından tüketilme olasılığı da o denli artmaktadır. Bu döngünün en çarpıcı örneklerini Andy Warhol’un uzmanlık hayatında görebiliriz.
Warhol, eserlerinde seri üretim yöntemini bizzat uygulamıştır. Resimlerinin konusu olarak genellikle Marilyn Monroe ve Elvis Presley gibi Amerikan toplumunun yakından tanıdığı isimleri seçmiştir. Özellikle Marilyn Monroe imgesini defalarca kullanan Warhol’un, tüketim toplumu için “makul [ideal/standart] kadın” biçimini yeniden ürettiğini söylemek mümkündür. Eserlerindeki o sürekli tekrar eden imgeler; makineleşmiş tüketim toplumunun kendisine, reklamlardaki bitmek bilmeyen tekrarlara ve kitlelerce âdeta ezberlenmiş şöhretli yüzlere açık bir atıftır.
1960’lı yıllardaki reklamcılık kesimiyle [sektör] avam sanatı incelendiğinde, iki alan arasında derin bir karşılıklı ilişki olduğu göze çarpar. Avam sanatının o dönemde halk üzerindeki etkisi muazzamdı; reklam dünyası da bu sanatsal dilden faydalanarak tüketiciler üzerinde kalıcı izler bırakmayı başarmıştır. Reklamların bu yeni görsel dille kitleleri büyülemesi, tüketim çılgınlığının daha da tırmanmasına yol açmıştır.
Günümüzde dahi ağ sayfalarındaki [web siteleri] görsel tasarımlar avam sanatının izlerini taşımaktadır. Örneğin, 2013 yapımı “Jobs” filminin asısının [afiş] görsel tasarımı, avam sanatına özgü parlak renklerden ve çarpıcı unsurlardan ilham alınarak kurgulanmıştır.
Avam Sanatı ve Küreselleşme
Küreselleşmenin en belirgin sonuçlarından biri, sınır tanımayan bir tüketim toplumu yaratmış olmasıdır. Hâliyle avam sanatı temsilcileri de doğrudan bu tüketim irfanıyla ilişkili eserler vermişlerdir. Örneğin, Andy Warhol’un Campbell’s çorba konservesi dizisi [serisi] bunun en bilindik örneğidir. Warhol, seri üretim tekniklerini kullanarak toplum tarafından sıklıkla tüketilen ticari bir ürünü alıp sanat eserine dönüştürmüş; böylece ticaret ile sanat arasında yıkılmaz bir bağlantı kurmuştur. Keza Coca-Cola şişelerini betimlediği eserleri de, ismini tüm dünyaya duyurmuş küresel bir belliği [markayı] sanatla birleştirmesinin en parlak kanıtıdır.
Görsel sanatlarla yetinmeyen Andy Warhol, Kadife Yeraltı (The Velvet Underground) adındaki rock[!] topluluğunun ilk uzunçaları [albümü] “The Velvet Underground & Nico” için o meşhur muz resimli kapağı tasarlamıştır. Bu adım, avam sanatının musiki alanındaki somut etkisini gözler önüne serer. Benzer şekilde, bir başka avam sanatı temsilcisi olan Peter Blake de The Beatles’ın Çavuş Pepper’ın Yalnız Kalpler Derneği Orkestrası[!] (Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band) adlı unutulmaz uzunçalarının kapağına imza atmıştır. Tüm bu tasarımlar, avam sanatı ile musikinin aynı bedii [estetik] düzlemde nasıl kusursuzca birleştiğinin göstergesidir.
Akımın bir diğer köşe taşı ise Roy Lichtenstein’dır. Lichtenstein, kitle irfanının en yaygın ürünlerinden olan çizgi romanlardan ve ticari reklam tasvirlerinden beslenmesiyle bilinir. “Whaam!” adlı resim levhasında [tablosunda] çizgi romanların anlatım dilini ve görsel tarzını birebir kullanması büyük ses getirmiştir. 1960’lı yıllarda çizgi romanların dünya çapında ne denli revaçta olduğu düşünüldüğünde, Lichtenstein bu tanıdık imgeleri resim levhasına taşıyarak avam sanatının küresel bir ilgi odağı olmasını sağlamıştır. Özünde güçlü birer kitle iletişim aracı olan çizgi romanlar, onun fırçasıyla Amerikan tüketim alışkanlıklarını ve bediiyatını sınır ötesindeki milyonlarca[!] insana ulaştıran bir elçiye dönüşmüştür.
Avam Sanatı ve Küreselleşme Bağlamında Nevzuhur [Moda]
Avam sanatı, 1960’lı yılların nevzuhuru [modası] üzerinde de dönüştürücü bir etki yaratmıştır. Sanat ile nevzuhurun bu karşılıklı etkileşimi, günümüzde artarak devam etmektedir. Avam sanatının sahneye çıkışının ardından giyim kuşam dünyasında oldukça renkli ve cesur bir dönem başlamıştır. Coco Chanel, Pierre Cardin, Christian Dior, Hubert de Givenchy, Gianni Versace ve Yves Saint Laurent gibi dünyaca ünlü tasarımcıların çizgilerinde avam sanatının izlerini sürmek mümkündür. Örneğin yaratım sürecinde sıklıkla sanattan beslenen Yves Saint Laurent, bu akımdan aldığı ilhamla kıyafetlerini çizgi mizah [karikatür] desenleriyle süslemiştir. Dahası Laurent, 1962 sonbahar-kış derleminin [koleksiyonunun] konusunu doğrudan Andy Warhol’un çalışmalarından esinlenerek kurgulamıştır (Usluca, 2012).
Bilindiği üzere Andy Warhol, Campbell belliğinin [markasının] konserve simgesini seri üretim yöntemiyle sanat eserine dönüştürmüştü. Warhol’un bu çarpıcı hamlesinden yola çıkılarak “The Soup Dress” (Çorba Elbisesi) adında bir giysi tasarlanmıştır. Bu elbise, Campbell konserve simgesinin sürekli tekrarlanan baskılarıyla ve tamamen kâğıttan üretilmiştir. Kâğıt malzemenin seçilmesi hem maliyetin düşük tutulmasını hem de o “kullan-at” mantığıyla tüketim toplumunun doğasının vurgulanmasını sağlamıştır. Bir diğer örnekte ise Gianni Versace, doğrudan Warhol’un sanatını kaynak [referans] alarak meşhur Marilyn Monroe baskılı elbiselerin yer aldığı efsanevi bir derlem [koleksiyon] sunmuştur.
Tüm bu örnekler, avam sanatının yalnızca sanat akımı sınırlarında kalmayıp nevzuhur gibi çok daha gündelik ve yaygın bir alana sızdığını kanıtlamaktadır. Nevzuhurun avam sanatından bu denli etkilenmesi, sanatın küreselleşme ve kitlelere mal olma sürecini olağanüstü hızlandırmıştır.
Kaynakça
Aktan, G. (2018). Dada ve Pop Sanat Arasındaki Teknik ve Felsefi İlişki. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi.
Ataseven, S. Y. Andy Warhol’un Resimlerinde Popüler Kültürün Etkisi.
Güngen, Z. Pop Art’ın Anti-Romantizm Söylemi ve Amerikan Sanatına Etkileri. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi.
Işık, A. (2016). Çağdaş Grafik Tasarım ve Reklamcılıkta Andy Warhol Etkisi. Ankara.
Kalebek, N. A., Öztürk, T. ve Görüş, Y. (tarih yok). Pop Art Akımı ve Moda Tasarımcıları. Gaziantep.
Tahmaz, N. (2019). Kapitalizmin Yarattığı Postmodern Sanat Akımı Pop Art. Bursa.
theMagger. (2018, 22 Şubat). Pop Art: En Renkli Sanat Akımı Hakkında Her Şey. Erişim tarihi: 6 Haziran 2024, https://www.themagger.com/en-iyi-pop-art-sanatcilari/
Tunç, A. Z. (2003). Tüketici Toplumun Sanatı Pop-Art ve Kaynakları Açısından Kitle İletişim Araçları.
Usluca, Ö. (2012). Giyim Modası ve Güncel Sanat İlişkisi Üzerine Değerlendirme: Pop Art.
