Dizelge
Evrenkent Kalemleri
  • Türkçe Sözlük
  • Kelimece
  • Yazılar
  • Kitaplık
  • Kalemlerimiz
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • İlkelerimiz
  • İletişim
    • İletişim
    • Yazı Gönder
  • Dükkân
Evrenkent Kalemleri

Mükemmelin Bedeli

Yazılar ❯ Sayı: 25 / Sanrı ❯ Mükemmelin Bedeli

Bazı kırılmalar vardır ki son ana kadar yönetebileceğini sanırsın. Kırılma anı yaşanana dek her şeyin yolunda gittiğine kendini inandırırsın lakin insanın kendini kandırmasının yararı yoktur. Çatlak oluşmuş ve sessizce yayılmaya başlamıştır. Siyah Kuğu filmi[!] de aynı şekilde böylesi kırılmayı, değişimi anlatmaktadır.

Başkahramanımız Nina Sayers, ünlü bale[!] okulunda raksçıdır [dansçı]. Filmin başlarında Nina’yı tedirgin, temkinli ve sıkı düzenli [disiplinli] görürüz ancak ilerleyen dakikalarda yaşadığı içsel parçalanmalar, değişimini de beraberinde getirecektir. Yaşadığı değişim, sadece mesleğinin zorluğundan, baskısından ve öneminden kaynaklanmaz. Nina’nın gördüğü sanrılar, baskılanmış karanlık tarafı Siyah Kuğu ile yüzleşmesindendir.

Film, bir yönetmenin Çaykovski’nin Kuğu Gölü balesinden hem Beyaz Kuğu’yu hem de Siyah Kuğu’yu canlandırabilecek raksçı arayışıyla başlar. Nina, Beyaz Kuğu’yu canlandırmak için kusursuz adaydır ancak Siyah Kuğu’nun gerektirdiği pervasızlığı ve tutkuyu yansıtmakta zorlanır. Ne kadar kendini akışa bırakmaya uğraşsa da içindeki o aşırı ölçülülük hissi yakasını bırakmaz.

Nina’da yaşanan kırılma aniden gerçekleşmez, küçük huzursuzluklarla başlar. Önce bedeninde anlamlandıramadığı kaşıntı baş gösterir. Ardından aynadaki yansıması, tam zıttı Siyah Kuğu gibi davranır. Lily’nin ortaya çıkışıyla içindeki Beyaz Kuğu’ya son darbe de vurulur ve çatlaklar oluşur.

O ana kadar özdenetim duygusu hâlâ yerli yerinde görünse de Lily’nin özgür, eğlenceli ve pervasız raks tarzı, Nina’nın ölçülü hayatındaki denetimi yitirmesine neden olur. Yok saymaya çalıştığı hisler gün yüzüne çıkarak Nina’yı kıskanç ve tehdit altında hissettirir. Artık Lily’yi her yerde, kendi oyunculuğuna karşı tehdit gibi algılar. Öyle ki aynadaki kendi yansımasında bile Lily’yi görerek gerçekle sanrıyı ayırt edemez hâle gelir.

Filmi izlerken biz izleyiciler de bu sanrılara Nina gibi zaman zaman kanarız çünkü gerçek bize bir anda verilmez. Yönetmen bizi inandırır, daha sonra ise kendimizi sorgular hâlde buluruz: Bu yanılsama mıydı yoksa gördüklerimiz gerçekten yaşandı mı? Örneğin sahne arkasında, aynaların karşısında raks ederken yansımasının ondan bağımsız hareket etmesi, bir an göz kırparken bir an gülümsemesi, parmağını kopardığında kanın aslında var olmaması ve sırtındaki bitmek bilmeyen kaşıntılar artık bedensel hâkimiyetini yitirdiğinin göstergesidir.

Nina’nın yaşadığı bu sanrılar, sadece dış dünyadaki tehditten ziyade kendi hayatının katılığından kaynaklanır. Annesi, çocukluğundan yetişkinliğine kadar kızının her adımını denetlemeye çalışmıştır. Bale eğitiminin gerektirdiği düzen ve kusursuzluk arzusunu, Nina için zorunluluğa dönüştürmüştür. Nina da doğal olarak ne hatayı kabul edebilmektedir ne de hata yapabilme cesaretini gösterebilmektedir. Hayatı boyunca hep Beyaz Kuğu sınırlarında yaşamıştır. Siyah Kuğu’yla, yani kendi karanlık benliğiyle hiç yüzleşmemiştir.

Ta ki sahneye çıkış gününe kadar… O gün, artık sanrı ve gerçeklik onun için tamamen ayırt edilemez hâle gelir. Nina, Lily’yi kendi odasında onun oyundaki görevini elinden almaya çalıştığını gördüğüne inanır ve aralarında çıkan şiddetli kavga sonucunda Lily’yi ayna parçasıyla öldürür. O an Nina’nın içindeki Beyaz Kuğu Kuğu yok olur. O andan itibaren artık Siyah Kuğu’ya dönüşmesinin önünde hiçbir engel kalmamıştır. Artık kendini bastırmaya ihtiyacı yoktur. Bu sayede sahnede Beyaz Kuğu tökezlerken, Siyah Kuğu kusursuzluğu yakalamıştır.

Filmin sonunda Nina, Lily’yi değil aslında bizzat kendisini yaraladığını anlar. Mükemmele ulaşmaya çabalarken kendi bedenini ve ruhunu kanatmıştır. Sahnedeki varlığı artık sadece bir raksçı değildir, karanlık ve özgür yanının bir simgesidir. Masumiyetini yitirmiş, Beyaz Kuğu’nun ölümü gerçekleşmiştir. Artık o aşırı özdenetimli, sahte Nina’yı geride bırakarak asıl benliğini tatmıştır. İzleyici onun sanrılarla gerçekliği ayırt edemediği anlarda, oyunculuğun mükemmelliğini ve tutkusunu izler. Film bize özgürlüğün ve denetimi elden bırakmanın ne kadar sancılı süreç yarattığını hissettirir. Belki de bu yüzden Nina’nın son sözleri “Mükemmeli hissettim.” şeklindedir.

Ataman
Yazar: Ataman
evrenkentkalemleri@gmail.com
Misafir Yazar

Yazar: Zeynep Sarı

Tasarım : Sezer Aydın
Gizlilik İlkelerimiz


©2026 Evrenkent Kalemleri | Tüm Hakları Saklıdır
×

Sözlükte İncele ➔