(Konumsal İletişim Ortamları ve Sayısal Sermayecilik)
Harita Altyapısının Ticarileştirilmesi
Harita altyapısının ticarileştirilmesi ve geliştirilmesi sürecinin özünde, John Hanke’nin kurduğu Niantic Labs şirketi yer almaktadır.

Shoshana Zuboff, maalesef Türkçeye “Gözetleme Kapilatizmi Çağı” ismiyle çevrilen kitabında Hanke’nin hayatına da değinmektedir. Hanke, eskiden Google Haritalar başkan yardımcılığı ve Street View yöneticiliği yapmaktaydı. Hanke, bu kuvvetli ünvanlarını bırakarak 2010’da Niantic Labs’ı kurmuştur. Niantic Labs, Google bünyesinde kurulmasına rağmen 2015 yılında Google, Nintendo ve Pokemon Company’den gelen 30 milyon[!] dolarlık[!] destekle bağımsız bir şirkete dönüşmüştür.
Niantic’in kuruluş amaçlarından biri oyuncularına ödüller vererek Google Haritalar altyapısını kullanıcıların rızasıyla geliştirmektir. Niantic’in harita temelli altyapı yatırımlarının diğer sebebi “öne çıkarılmış konum/tanıtımlı konum” (sponsorlu konum) kavramı üzerinden ticarileşme izlemidir [strateji]. Bu yeni gelir akışı yöntemi sayesinde şirketler, oyun vasıtasıyla yaya trafiğini yönlendirebilecek ve ilgili konumda satış yapabilecekti.

Niantic, bu amaçla şirketlerle ortaklık gerçekleştirmiştir. Örneğin, McDonalds ile anlaşma imzalanmış, Starbucks’ları resmi “Pokedurak” hâline getirmiştir. Pokemon oyuncuları “öne çıkarılmış konumlara” giderek hem oyunda ayrıcalık kazanabilmekte hem de oyunculara özel indirimli gıda ürünlerini tüketebilmektedir.
Niantic, bu tür anlaşmalarla sayısal dünya ile maddi dünyayı birleştiren “deneyim” ya da Google’ın öne çıkarılmış sonuçlarındaki [arama reklamcılığı] “tıklama başına maliyet”e benzer şekilde “ziyaret başına maliyet” üzerinden para kazanabileceği sermaye düzeni yaratmıştır.
Eleştirel Siyasi iktisat [Ekonomi Politik] Açısından Konumsal İletişim Ortamları
Luis F. Alvarez León, Makinedeki[!] Harita (The Map in the Machine) kitabında “Konum, sayısal sermayeciliğin inşasında çok önemlidir çünkü maddi alanda ve giderek artarak gerçek zamanlı şekilde belirli oyuncuları, malları, hizmetleri ve diğer unsurları tespit edip takip etmeyi mümkün kılar. Coğrafi uygulayımlar bilimleri [teknoloji] (KKD gibi) ve sayısal uygulamalar (taşınabilir [mobil] sayısal mecralar [platform] gibi) bir araya geldiğinde, gıda dağıtım ağları aracılığıyla alıcılar, satıcılar ve dağıtım çalışanlarından oluşan ağları yapılandıran ve eş güdümleyen büyük miktarda gerçek zamanlı konum verisi üretilir.” (10) demiştir. Yani sayısal sermayecilikte konum bilgisi; gerçek zamanlı izlenip denetlemesi mümkün bir güç kaynağıdır.
KKD ve sayısal uygulamalar aracılığıyla toplanan konum bilgisi, şirketlere büyük bilgi üstünlüğü sağlamaktadır. Bu sayede şirketler, dağıtım ağlarını, fiyatlandırmayı ve işçilerin hareketlerini Harezmi yollarıyla [algoritma] yönetebilmektedir. Mekân, artık kâr üretiminin tabiye [taktik] unsuru hâline gelmektedir.
*KKD: Küresel Konumlama Düzeneği [GPS]
Matthew A. Zook ve Mark Graham, “Sayısal Mekânın Haritalanması” (Mapping DigiPlace) isimli makalelerinde “Mesele, davranış kurallarını belirleme konusunda yazılımın [kodun] sahip olduğu güçtür. Lessig’in de belirttiği gibi, ‘yazılımcılar [kod yazarları] giderek daha fazla kanun koyucu haline geliyorlar. Genel ağın varsayılan ayarlarını onlar belirliyor… Genel ağın doğasını onlar belirliyor. Artık genel ağın yazılımsal yapısının boşluklarında alınan kararları, genel ağın ne olduğunu tanımlıyor.” Galloway, genel ağın temel özelliğinin özgürlük değil, denetim (ağ kurallarında [protokol]) olduğunu iddia ederek bu görüşü yineler. Ayrıca, bu kuralların oluşturulmasının son derece siyasal durum olduğunu, yani uygulayımsal olanın her zaman siyasal olduğunu, ağ mimarisinin siyaset olduğunu savunur. Küresel sermayecilik bağlamında bu, genellikle kârın azamileştirilmesine yönelik izlemlerin yazılımın merkezi (uygulayımsal açıdan gerekli olmasa da) bir unsuru haline gelmesi anlamına gelir.” (471) demişlerdir. Yani yazılımcılar (çevrim içi mecraları tasarlayanlar) fiilen yeni nesil yasa koyucular hâline gelmiştirler çünkü sayısal ortamda hangi davranışın mümkün, hangi seçeneğin varsayılan, hangi etkileşimin ölçülebilir veya engellenebilir olacağını belirleyen şey, hukuktan çok yazılımın kendisidir.
Lessig ve Galloway’in yaklaşımına göre sayısal altyapı (arayüzün görünmeyen kısmı) uygulayımsal bir alan değil, doğrudan siyasal düzenleme biçimidir. Genel ağdaki (internet) Harezmi yolları ve mecra kuralları görünürde uygulayımsal kararlar gibi sunulsa da gerçekte iktidar ilişkilerini belirlemektedir. Kim görünür olacak, kim veri toplayacak, kimin davranışı sınırlanacak, hangi iktisadi etken üstün hâle gelecek… Bunların tümü yazılım aracılığıyla düzenlenmektedir. Siyasi iktisat açısından bu durum, küresel sermayecilikte yazılımın başlıca işlevlerinden birinin “kâr azamileştirmeye” hizmet etmek anlamına gelmektedir.
Martin Kenney ve John Zysman, “Mecra İktisadı” (The platform economy) isimli makalelerinde “Google Arama uzun zamandır değer elde etmenin yolu kabul edilirken, Google Haritalar (GH) değeri yakalamak için iktisadi faaliyeti yeniden düzenlemenin güçlü bir mecrası haline gelmiştir. GH (ve onun soluk benzeri Apple Haritalar), coğrafi alanın yaşanmış deneyimini ve çok çeşitli kesimlerdeki [sektör] rekabet unsurlarını dönüştürmektedir.” (17) Yani sayısal sermayeciliğin yeni aşamasında coğrafi bilgi altyapılarının (Google Haritalar gibi) mali değer yaratmada merkezi konum üstlendiğini göstermektedir.
Google Arama nasıl kullanıcı davranışlarını veri üzerinden kâra çevirdiyse, Google Haritalar da artık yalnızca harita değil, mali faaliyetlerin yeniden şekillendiği mecra hâline gelmiştir.
Google Haritalar’daki bu düzen, konum verisini kullanarak tedarik, tanıtım, perakende satış gibi pek çok alanda rekabet koşullarını belirlemektedir. Böylece kullanıcıların izleyeceği yol (hangi sokaktan geçeceği, hangi işletmeye yönlendirileceği, hangi bölgelerin görünür kılınacağı) mecranın “makbul bulduğu” biçimde şekillenmektedir.

Ayrıca Martin Kenney ve John Zysman, aynı makalede “Diğer başarılı mecralar gibi, GH’de kullanıcıların içerik katkısında bulunabilmelerini ve diğer sayısal uygulamaya dahil olabilmesini sağlayan UKA’lar [APİ] sunar.GH, UKA’lar sayesinde bir yandan dahil olduğu uygulamalara değer katarken diğer yandan uygulamaların kullanımı hakkında bilgi elde eder. Haritalar, masaüstü bilgisayar çağında önemli olsalar da akıllı telefon[!] çağında hem kullanıcılar hem de hizmet sağlayıcılar için hayati hizmet haline gelmiştir. Haritalar elbette bir temsildir ve Craig Dalton’ın (2013) belirttiği gibi, hükümetlerin arazi mülkiyetini yönetme gücü ve sayısız diğer uygulamalarla ilişkilendirilmiştir. GH, ABD pazarının %80’ine sahiptir ve hem bir mecra hem de uzamsal kaynak hâline gelmiştir. Dalton’un sözleriyle, mekansal açıdan harita varlığı ifade eder ve haritada yer almak, bulunmak isteyen herhangi bir varlık için zorunludur. GH, mekansal varlık üzerindeki egemen gücün, bu gücü kendi kârını artırmak için kullanan kâr amacı güden bir şirkete geçmesini sağlar.” (17) demişlerdir. Yani Google Haritalar’ın yalnızca bir harita hizmeti değil, iktisadi ve siyasal güç üreten bir altyapı hâline geldiğini vurgulamışlardır. UKA’lar aracılığıyla hem diğer uygulamalara dahil olmakta hem de bu uygulamaların kullanımından sürekli veri toplamaktadır. Böylece kendisini sayısal yapının merkezine yerleştirmektedir.
*UKA: Uygulama komut arayüzü [APİ]
Haritaların tarihsel açıdan devletlerin toprak yönetimi ve egemenlik gücüyle ilişkili olduğu düşünülürse Google’ın ABD pazarının %80’ini hakimiyeti altında bulunduran konumu, mekânsal görünürlüğün ve bulunabilirliğin artık kamu velayetinden özel bir şirkete devredilmesi anlamına gelmektedir. Eleştirel açıdan bu durum mekânsal egemenliğin pazar mantığıyla birleşmesi anlamına gelmektedir.
Sonuç
Konumsal iletişim ortamları ve harita tabanlı mecralar, sayısal sermayeciliğin temel bileşenlerinden biri hâline gelmiştir. Niantic ve Google Haritalar örnekleri, konum verisinin artık sadece uygulayımsal bilgi olmadığını, iktisadi faaliyetleri yönlendiren güç olduğunu göstermektedir.
Yazılımın kullanıcı davranışını belirleyen bir tür “görünmez kural koyucu”ya dönüşmesi, sayısal mekânın hakimiyetinin şirketlerin elinde toplandığını ortaya koymaktadır. Google Haritalar’ın pazardaki hâkimiyeti ise mekânsal görünürlüğün ve bulunabilirliğin, kamu velayetinden özel bir şirkete kaydığını ifade etmektedir. Özetle sayısal sermayecilikte konum verisi, hem kullanıcı ve işletmeleri yönlendirebilme gücü hem de kâr üretimi açısından merkezi konum üstlenmektedir.
Kaynaklar
1) Zuboff, S. (2021). Gözetleme kapitalizmi çağı. Okuyan Us Yayınları.
2) Zook, M. A., & Graham, M. (2007). Mapping DigiPlace: Geocoded Internet Data and the Representation of Place. Environment and Planning B: Planning and Design, 34(3), 466-482. https://doi.org/10.1068/b3311
3) Leon, L. F. A. (2024). The Map in the Machine: Charting the Spatial Architecture of Digital Capitalism (1st ed.). University of California Press. https://doi.org/10.2307/jj.14284467
4) Kenney, Martin and Zysman, John, The Platform Economy and Geography: Restructuring the Space of Capitalist Accumulation (December 3, 2019). Available at SSRN: http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3497978