Dizelge
Evrenkent Kalemleri
  • Türkçe Sözlük
  • Kelimece
  • Yazılar
  • Kitaplık
  • Kalemlerimiz
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • İlkelerimiz
  • İletişim
    • İletişim
    • Yazı Gönder
  • Dükkân
Evrenkent Kalemleri

Bir Sanrı Olarak Varlık: Âmâk-ı Hayal ve Hakikat Arayışı

Yazılar ❯ Sayı: 25 / Sanrı ❯ Bir Sanrı Olarak Varlık: Âmâk-ı Hayal ve Hakikat Arayışı

Âmâk-ı Hayal, Türk düşünce ve yazın hayatının en sarsıcı uyanış ve sanrının akışta kullanıldığı metinlerindendir. Kitabın kalbinde yer alan Raci, aslında hepimizi temsil eder: Zihnin soru selinde kaybolmuş, sorularla dolup taşan, maddeden yorulmuş ve ruhsal açlık çeken çağdaş dünyada maddiyatçılıkla kapana kısılmış insan. Onun mezarlıkta karşılaştığı Aynalı Baba ise, toplumsal kabullerin dışında yaşayan, mülkiyeti reddetmiş ve bilgeliğini kırık ayna parçalarıyla yamamış yol göstericidir.

Bu eserde sanrı, tıbbi yanılgı değil, aksine perdenin arkasını görme biçimidir. Raci’nin her ney sesiyle daldığı o hayali âlemler; Buda ile tanışması, Brahma ile tartışması veya Hiçlik Denizi’nde boğulması, her saniye yeni sorular doğması aslında zihninin katmanlarını tek tek soymasıdır. Ahmed Hilmi bize şunu fısıldar: “Dışarıda gördüğün bu kargaşa, bu hırs ve bu madde asıl sanrıdır. Gerçek ise o içsel yolculukta bulduğun sessizliğin ta kendisidir.”

Aynalı Baba’nın aynaları, Raci’ye dünyayı değil, kendi içindeki bin bir parçaya bölünmüş benliğini gösterir. Her sanrı, Raci’nin benliğinden bir parça koparır. Bu, acılı süreçtir; çünkü insan, kendisi sandığı, benimsediği benliğinden, yalanlardan vazgeçmekte zorlanır.

“Raci, rüzgârın uğultusunda kaybolan ney sesinin peşine takıldı. Ayakları onu yine o eski mezarlığa, Aynalı Baba’nın kaldığı o küçük yere getirmişti. İhtiyar, üzerinde güneş ışığını yansıtan yüzlerce cam kırığıyla yine oradaydı. Hiç konuşmadan, sadece gözleriyle işaret ederek Raci’ye bir fincan kahve uzattı.

“Bak evlat,” dedi Aynalı Baba. “Bugün aynalar yalan söylemiyor.”

Raci ilk yudumu aldığında, oranın duvarları birer birer eridi. Mezarlık taşları gökyüzüne doğru yükselen devasa, parıldayan kulelere dönüştü. Raci artık mezarlıkta değil, hayallerinin derinliklerindeydi. Gökyüzü mor dumanla kaplıydı ve yerin altından gelen nabız atışı tüm kâinatı titretiyordu.

Bir kuleye yaklaştı. Kulenin yüzeyi dev ayna gibiydi. Raci yansımasına baktığında dehşete düştü. Karşısında duran kendisi değildi. Binlerce farklı yüzün tek bedende toplanmış hâliydi. Bir yüzü ağlıyor, diğeri gülüyor, başkası ise hırsla bağırıyordu. “Bunların hangisi benim?” diye bağırdı karanlığa.

O anda yer yarıldı ve Raci uçsuz bucaksız denizin ortasına düştü. Bu, Aynalı Baba’nın bahsettiği o meşhur Hiçlik Denizi’ydi. Su soğuk değildi. Aksine anne şefkatiyle onu sarıyordu. Raci dibe çöktükçe, üzerindeki elbiselerin, cebindeki paraların ve kafasındaki tüm bilgilerin ağırlık gibi ondan ayrıldığını hissetti. Sanrı burada doruk noktasına ulaşmıştı. Raci, yok olduğunu sandığı anda aslında her şey olduğunu anladı.

Uyandığında güneş doğuyordu. Aynalı Baba ortada yoktu. Raci’nin elinde sadece kırık bir cam parçası kalmıştı. Avucuna baktığında, o camın içinde koca kâinatın sığıştığını gördü. Gördüğü o muazzam dünya, o ışıldayan kuleler ve sonsuz deniz sanrı mıydı? Yoksa asıl sanrı, şu an elinde tuttuğu o kırık cam parçasıyla dönmeye başladığı o kalabalık şehir hayatı mıydı?

Raci gülümsedi. Artık ne gördüğünden emindi ne de görmediğinden. Sadece Hayallerin Derinlikleri’nde iz bırakmıştı ve o iz, onun artık hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağının tek kanıtıydı.

Raci’nin arayışı insanın her çağda karşılaştığı mülkiyetçilik ve benlik savaşına atılmış zarif çelmedir. Zihinde yeni sorular doğdukça ve farklı bilgilerin kapısını çaldıkça, aslında elindeki her şeyden biraz daha özgürleştiğini büyük bir rahatlıkla fark eder insan. O içteki buhranı yenmek için aynadaki yalanlardan vazgeçip ruhun o sarsıcı ama iyileştirici sıcaklığına tamah edilmesi gerekir. Çünkü asıl sanrı ruhun asıl ihtiyaç ve zihin doygunluğundan uzaklaşarak, ruhun nefesini kesip dünyevi şeyleri sahiplenebileceğini sanacak kadar yanılmaktır.

Ceren Nisa Akkurt
Yazar: Ceren Nisa Akkurt
crnnisa@hotmail.com
Tasarım : Sezer Aydın
Gizlilik İlkelerimiz


©2026 Evrenkent Kalemleri | Tüm Hakları Saklıdır
×

Sözlükte İncele ➔