Lisan Davamız 10: Yeni Türk Harflerinin Kabulü Kanunu

Harf Devrimi, toplum hayatında kısa ve uzun vadede son derece önemli neticeler doğurması hasebiyle Cumhuriyetin en mühim inkılâplarından biridir. Mustafa Kemal Paşa, Harf İnkılâbı’nın asıl amacını, “Türk milletine az emekle kolay bir okuma-yazma anahtarı verip onu bilgisizlikten kurtarmak.” şeklinde açıklamıştır.(1)

İsmet Paşa’nın da “Gazi Hazretlerini büyük harf mücadelesine sevk eden en büyük amil, Türk milletini cehaletten kurtarmak gayesidir.” sözü göstermektedir ki inkılâbın esas amacı hakikaten de Türk halkını aydınlatmaktır.(2) Bununla birlikte inkılâp ile birlikte yerel söyleniş farklılıklarını ortadan kaldırmak, dilde öze dönmek, yeni kelimeler türetmek, dilimize yabancı dillerden giren kelimelerin yerlerine Türkçelerini kullanmak da amaçlanmıştır.

Buna göre Harf İnkılâbı’nın amaçlarını özetlemek gerekirse, şöyle bir dizelge hazırlanabilir:

1- Ülkede bilgisizliğe son vermek, okuma-yazmanın kolaylaşmasını ve yaygınlaşmasını sağlamak.

2- Türk diline kişilik kazandırmak.

3- Eğitim ve öğretimde atılım gerçekleştirmek.

4- Türk milleti ile ilgili olumsuz izlenimler sergileten güneybatı Asya medeniyet dairesinden ayrılmak.

5- Çağcıl Batı ile ilişkileri artırarak çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak.(3)

Kanun, “Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun” adıyla 1 Kasım 1928 Perşembe günü 1353 kanun numarası ve oy birliğiyle kabul edilmiştir. 3 Kasım 1928 günü ise 1030 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.(4)

İkdam Gazetesi, 2 Kasım 1928

Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun’un maddeleri şu şekildedir:

Madde 1- Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine Latin esasından alınan ve merbut cetvelde şekilleri gösterilen harfler, Türk harfleri unvan ve hukuku ile kabul edilmiştir.

Madde 2- Bu kanunun neşri tarihinden itibaren devletin bütün daire ve müesseselerinde ve bilcümle şirket, cemiyet ve hususi müesseselerde Türk harfleriyle yazılan yazıların kabulü ve muameleye konulması mecburidir.

Madde 3- Devlet dairelerinin her birinde Türk harflerinin devlet muamelatına tatbiki tarihi 1929 kanunisanisinin birinci gününü geçemez. Şu kadar ki, evrak-ı tahkikiye ve fezlekelerinin ve ilamlarının ve matbu muamelat cetvel ve defterlerinin 1929 Haziran iptidasına kadar eski usulde yazılması caizdir. Verilecek tapu kayıtları ve senetleri ve nüfus evlenme cüzdanları ve kayıtları ve askeri hüviyet ve cüzdanları 1929 Haziran iptidasından itibaren Türk harfleriyle yazılacaktır.

Madde 4- Halk tarafından vaki müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Aralık ilk gününden itibaren Türkçe hususi veya resmî levha, ilan ve beyaz perde yazıları ile kezalik Türkçe hususi, resmî bilcümle mevkut, gayr-ı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.

Madde 5- 1929 kanunisani iptidasından itibaren Türkçe basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması mecburidir.

Madde 6- Resmî ve hususi bütün zabıtlarda 1930 Haziran ayı iptidasına kadar eski Arap harflerinin hızlı imla [stenografi] makamında istimali caizdir. Devletin bütün daire ve müesseselerinde kullanılan kitap, kanun, talimatname, defter, cetvel, kayıt ve sicil gibi matbuaların 1930 Haziran ayı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

Madde 7- Para ve hisse senetleri ve esham ve tahvilat ve pul vesair kıymetli evrak ile hukuki mahiyeti haiz bilcümle eski vesikalar değiştirilmedikleri müddetçe muteberdirler.

Madde 8- Bilumum bankalar,[!] imtiyazlı ve imtiyazsız şirketler, cemiyetler ve müesseselerin bütün Türkçe muamelatına Türk harflerinin tatbiki 1929 kanunisanisinin birinci gününü geçemez. Şu kadar ki, halk tarafından mezkûr müesseselere 1929 Haziran ayı iptidasına kadar eski Arap harfleriyle müracaat vaki olduğu takdirde kabul olunur. Bu müesseselerin ellerinde mevcut eski Arap harfleriyle basılmış defter, cetvel, fihrist, nizamname ve talimatname gibi matbuaların 1930 Haziran ayı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

Madde 9- Bütün mekteplerin Türkçe tedrisatında Türk harfleri kullanılır. Eski harflerle matbu kitaplarla tedrisat icrası memnudur.

Madde 10- Bu kanun neşri tarihinden itibaren muteberdir.

Madde 11- Bu kanunun ahkâmını icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.(5)

Kanunun kabulünden sonra Sivas milletvekili Rahmi Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya yeni Türk harflerinin altın bir levha üzerinde yazılıp sunulmasına dair bir önerge vermiş ve bu önerge aynı oturumda kabul edilmiştir.(6)

İnkılâbın uygulama kısmının kişi, toplum ve devlet hayatında bir günde gerçekleştirilmesinin zorluğu dikkate alınarak on dokuz aylık bir sürece yayılan üç aşama hazırlanmıştır. Buna göre devlet işlemlerinde son sınır 1 Ocak 1929, ticaret alanında tutulan defterler, mahkeme ilanları ve dilekçeleri için son tarih 1 Haziran 1929, basılı evrak ve tutanaklar için ise son gün 1 Haziran 1930 şeklinde belirlenmiştir.(7)

Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun’la gerçekleştirilen Harf İnkılâbı, Cumhuriyetin en köktenci adımlarından biridir. İnkılâp, Tanzimat’tan beri sürüp gelen imla ve abece tartışmalarını sona erdirmiştir. Harf İnkılâbı bu yönüyle, yazı ve eğitim alanında canlılığını geniş ölçüde yitirmiş bir medeniyet dairesinden çağcıl uygarlık düzenine geçişi simgelemiştir. Bu açıdan bakıldığında Harf İnkılâbı bir yönden de irfan değişimi hareketidir. Nitekim inkılâbın mimarlarından dönemin Başbakanı İnönü uzun yıllar sonra geriye bakarak, “Harf İnkılâbı, Orta Çağ’dan çıkıp yirminci yüzyıl uygar topluluğuna girmemizin en etkili aracıdır.” şeklinde değerlendirmede bulunmuş ve Harf İnkılâbı’nı Atatürk İnkılâpları’nın en önemlisi saydığını söylemiştir.(8)

İnkılâp çok kısa bir süre içinde tamamlanmıştır fakat esasında Dil Encümeni üyeleri dâhil herkes Harf İnkılâbı’nın gerçekleşmesi için en az beş yıllık bir sürece ihtiyaç duyulduğunu söylemiştir. Yakın geçmişe bakıldığında da Arnavutların Latin abecesine geçmek için otuz yıla yakın bir zaman uğraştıkları görülmekteydi.(9) Bu nedenle bazı çevrelerde, Mustafa Kemal Paşa’nın inkılâpçı şahsiyetiyle üç ay gibi kısa bir sürede uygulamaya konulan bu kanun ve inkılâbın bazı aksaklıkları yanında getireceği korkusu hissedilmiştir.

İnkılâbın uygulanmasında endişe edilen gerçekleşmesi muhtemel aksaklıklara engel olmak için 7 Kasım 1928 tarihinde kanunun tatbiki aşamasında yeni yazı için gerekli maddi ihtiyaçları karşılamak üzere TBMM’ye olağanüstü bir kanun teklifi verilmiştir. Kanunun maddeleri şu şekildedir:

Madde 1- 1928 sene-i maliyesi Maarif Vekili bütçesinde[!] 400.000 lira tahsisatı fevkalade olarak vazlolunmuştur.

Madde 2- Muhtelif devrin 1928 sene-i maliyesi bütçelerin merbut cetvelde muharrer fasıl ve maddelerinden cem’an 400.000 liralık tahsisat imha kılınmıştır.

Madde 3- Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 4- Bu kanunun ahkâmını icraya Maliye Vekili memurdur.(10)

Bu kanun ile birlikte uygulamanın aksaklıklar doğurabileceği korkuları ortadan kalkmış ve kanunda belirlenen tarihlerden geri adım atılmadan tatbikat sürdürülmüştür.

Kanunun beşinci ve sekizinci maddeleri gereğince 1 Ocak 1929 gününden sonra bankalarda, şirketlerde, devlet dairelerinde, derneklerde ve kurumların Türkçe işlemlerinde Türk harflerinin kullanılması, Türkçe basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması zorunluluğu uygulamaya konulmuştur.(11)

Yine kanun gereğince 1 Aralık 1928 itibarıyla Latin abecesiyle basılmaya başlanan gazetelerden Cumhuriyet gazetesinde 2 Aralık 1928 günü “Dün Gazeteler Nasıl Okundu” başlığı atılmış ve “Dün sabah halk büyük bir alâka ve merakla gazetelere sarıldı. Fotoğrafçılarımızın[!] tespit ettikleri bu resimler, günkü tarihî manzaralar itibarıyla dikkate şayandır. Halkın bu alâka ve merakı Harf İnkılâbı’nın istikbali için falihayırdır, katiyen imanımız vardır ki, Harf İnkılâbı’nın nura ve yükselmeye doğru bu hamlesi de en az zamanda en kati zaferini kazanacaktır.” ifadeleri kullanılmıştır.(12)

Bu noktada kanundaki istisnai bir durumdan bahsetmek bazı iddiaların cevaplanmasını sağlayacaktır. Ders kitapları dışında kalan ve Harf İnkılâbı’ndan önce basılan bazı eski yazı ihtisas kitaplarının satılmasına Bakanlar Kurulu kararıyla müsaade edilmiştir. Bu müsaadenin 19.03.1933 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla da devamlılığı sağlanmıştır.(13)

Kanunun tatbik edilmesindeki kararlılığa rağmen her yerde Arap abecesi kullanımının bıçak gibi kesildiğini söylemek doğru değildir. Devlet kuruluşlarında ve bazı yazışmalar ile dilekçelerde Arap abecesinin kullanımı zaman zaman devam etmiş, bu uygulamadaki eksikliğe karşılık genelgeler, bildiriler ve uyarılar sık sık yayımlanmıştır. Başvekâletten 28.11.1934 tarihinde Anadolu Ajansı’na gönderilerek ilanen duyurulan bir yazıda, “Arap harfleriyle gelen yazıların okunmayacağı birkaç kez anlatılmıştı. Bugün dahi bazı kimselerin Arap yazısını kullandıkları görülüyor, Arap harfleriyle gelecek herhangi bir yazının okunmadan yırtılıp atılacağını bu kez de kamuoyuna bildiriyorum.” denmiştir.(14)

Anlaşılacağı üzere kanunun üzerinden altı yıl geçmesine rağmen hâlâ Arap abecesini kullananlar vardır.

Halk Fırkası Umumi Kâtibi tarafından 17.06.1942 tarihinde Başbakan Refik Saydam’a gönderilen bir yazıda ise, “Teşkilatımızın topladığı dilekçeler arasında hükümet memurlarının muamele sırasında hâlâ Arap harflerini kullandıklarına ve buna intibak edemeyen gençleri müşkül bir vaziyete soktuklarına dair bir dilek mevcut olduğundan, keyfiyeti yüce huzurunuza arz eder en derin saygılarımı sunarım.” denerek Arap harflerinin kullanımının önüne geçilmesi ve böylelikle gençler arasında ortaya çıkan intibak sorunuyla doğacak karışıklığın önlenmesi istenmiştir.(15) 1942 yılına kadar uzatabildiğimiz devrimin ruhuna aykırı bu olaylar, inkılâbın tüm başarılı yanlarına rağmen başarısız yönlerinin de bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte olumsuz örnekler göstermektedir ki eski harflerin kullanılması yeni abeceye karşı bir muhalefet değildir. Eski abeceyi bilenler alışkanlıklarını bırakmakta zorlanmaktadırlar.


  1. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 256
  2. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 257
  3. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 258
  4. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 261
  5. Abdullah Katırcı, Harf Devrimine Yönelik Çalışmalar Devrimin Gerçekleşmesi ve Uygulanışı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kars 2006, s. 32
  6. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 264
  7. Şerafettin Turan, Türk Kültür Tarihi Türk Kültüründen Türkiye Kültürüne ve Evrenselliğe, Ankara 2010, s. 95
  8. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 265
  9. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 267
  10. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 269
  11. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 270
  12. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 270
  13. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 270
  14. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 275
  15. Dönmez, a.g.e, Ankara 2009, s. 276