Dizelge
Evrenkent Kalemleri
  • Türkçe Sözlük
  • Kelimece
  • Yazılar
  • Kitaplık
  • Kalemlerimiz
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • İlkelerimiz
  • İletişim
    • İletişim
    • Yazı Gönder
  • Dükkân
Evrenkent Kalemleri

Beşinciler

Yazılar ❯ Sayı: 26 / Gizbozan ❯ Beşinciler

“Büyük çeken kazanır.”

“Beş.”

“Kız.”

“Bitirdin işi.”

“Yedi.”

“Lanet olsun. On.”

“As.”

“Hayır, o maça ası.”

“Kazandım işte.”

“Maça ası ölüm getirir.”

“İnanmayın böyle şeylere.”

Bu hikâyeler hep dört kişiyle başlar. Evet, kâğıt çekenler beş kişi. Hikâye daha önce başlamıştı. Ben onlara sonradan katıldım. O yaz onların ağaç evini görene kadar ağaç evin ne olduğunu tam bilmiyormuşum. Uzaktan bakınca küçük, kapalı bir tahta sandığı andırıyordu. Tahtalar öyle sıkı çakılmıştı ki kapıyı kapattığımızda içerisi bir anda sessizleşirdi. Bazen dışarıdaki dünyanın üstümüze kapandığını düşünürdüm. Bizim mahallemizde de bir ağaç ev vardı fakat o sadece bize ait değildi. Onları kıskandım mı? Hayır. Bir yaz boyunca olsa da benim de ağaç evimdi orası. Sonrası… Sonra ağaç ev de yok, sahip olabilecek birileri de. Cenk, misafirperverlik ile ve kabul etmek lazım ki biraz da hava atmak için beni oraya götürdüğünde tesadüfen erkek dergilerini, oyun kâğıtlarını ve ucuz sigaraları sakladıkları gizli bölmeyi bulmasaydım beni aralarına almayacaklardı. Büyüklere söylememem karşılığında yaz boyunca beni orada ağırladılar.

Bugüne kadar sırrımıza sadık kaldım fakat bugün artık hiçbiri hayatta değil ve eğer bir sırdaş yoksa, sır da yoktur. Hiçbirinin ölümünde benim etkim olmadı. Belki birinde biraz… Fikir benden çıkmıştı ama maça asını o çekmişti. Onun sebebi de ben değilim bu durumda fakat hiçbirinin ailesi böyle düşünmedi. Onlara göre ben kötüydüm, lanetliydim. Oysa ben o güne kadar ne erkek dergisine bakmıştım ne de sigara içmiştim. Ben belki ateştim fakat barut onlardı. Patlamaları için bir ateşe ihtiyaçları vardı, o kadar. Böyle hikâyeler hep dört kişiyle başlar. Bu hikâye de ben ağaç evi görmeden önce başlamıştı. Hani kasabaya bir yabancı gelir ve olaylar başlar ya, bu hikâyede o kasabaya gelen yabancı bendim işte.

“Anahtarını yürütmek çok kolay. Siz var mısınız yok musunuz, onu söyleyin.”

“Varım.”

“Olur ama ne zaman?”

“Hemen bu gece.”

“Evet, sürekli aynı şeyi yapıyor. Bir cezayı hak etmişti.”

“Ceza yok. Ruhu bile duymamalı.”

“Evet, biraz gezip tekrar yerine bırakacağız. O kadar.”

“Kim kullanacak?”

“Büyük çeken kazanır.”

Biraz gezmiştik fakat yerine bırakamadık. Fikir benden çıkmıştı ama ona maça asını ben çektirmemiştim. Fuat, kupa kızını çektiğinde kendini koltuğa oturmuş gibi hissetmişti bile. Maça asını gördüğünde kavga çıkaracaktı neredeyse. Kupa kızının uğur getirdiğine inanarak kâğıdı öpmüştü. Oysa maça ası da kupa kızı da uğursuzdu. Fuat’ın kızlara düşkünlüğünü o zaman da biliyorduk. Sonra ıslahevine girmesi de kupa kızını çekmesi gibiydi. Bize intihar ettiğini söylemişlerdi ama ıslahevine böyle bir nedenle girenlere ne olduğunu tahmin edebiliyorduk.

Yıllar sonra Doğukan’ın apar topar memleketine gitmesi de benzer bir sebepleydi. Ağaçtan düşmüş, geç fark edilmiş, yoğun bakımda yatmış… Bunlara kimse şahit olmamıştı.

“Siz arkaya geçin.”

“Neden?”

“Fikir benden çıktı. Batuhan’ın yanında ben oturacağım.”

“Hız yapmak yok.”

“Korkacaksan binme.”

Hâlâ merak ediyorum. Arabanın camından fırladığında ölmüş müydü? Karşı şeritten gelen otobüs üzerinden geçmeseydi kurtarabilir miydik? Cenk, arka üçlünün ortasındaydı. O da camdan fırlamıştı. Bizi takla atan arabadan çıkartırlarken onu çoktan hastaneye göndermişlerdi. Neredeyse tüm kemikleri kırılmıştı. Ailesi hep beni suçladı. Yalnızca bir kere ziyaretine gitmeme izin vermişlerdi. Düne kadar hep o gün gördüğüm gibi yatarak yaşadı.

Ve bugün artık sırdaşım kalmadı. Desteden çekip teker teker ağaç evin tahta zeminine attığımız kâğıtlar gibi sırtüstü yere düşenleri ben ittirmemiştim. Her yaşananın bir nedeni olmuyor, her neden bilinemiyor. Maça asını ben çekmemiştim. O hep destenin içinde vardır ve her an karşımıza çıkabilir.

Her hikâye dört kişiyle başlar ve yine dört kişiyle biter. Beşinci ya hikâyeye sonradan eklenir ya da hikâyeden ilk çıkan olur. Her biri dört arkadaşıyla kendi ağaç evlerinin içinde bitirdiler hikâyelerini. Neden bitti hikâyeleri, kim sebep oldu, bilmiyorum. Tek bildiğim, şimdi benim de beni yolcu edecek dört kişiyi ve kendi ağaç evimi beklediğim.

Gürcan Sağlam
Yazar: Gürcan Sağlam
gurcansaglam@msn.com
Tasarım : Sezer Aydın
Gizlilik İlkelerimiz


©2026 Evrenkent Kalemleri | Tüm Hakları Saklıdır
×

Sözlükte İncele ➔