İmkânsız bir aşk hikayesi yazmak için fazla iyimserim bugünlerde. Ne de olsa “aşk” mutluluk istemez değil mi? Acı varsa yazı var, acı varsa yaşam var ve acı varsa aşk var.
Sessizliğim, karışıklığım ve belki de seni görmezden gelişim bu yüzdendir. Şimdi sen bu satırları okumaya bile cesaret edememişsindir. Benden havalı, acıklı cümleler bekleme sevgili, mutluluk yazdırmıyor hiçbir öyküyü. Seninle konuşmadan, seni tanımlamak çok zor. Senin aşk olduğunu bilmek veya bilememek. Sözcükler artık mutlu çıkıyor dudaklarımdan. Sözcükler benimle ve bizimle savaşıyor. Senin benimle savaştığın gibi. İyimser olamıyor onlar da tıpkı senin gibi. Tükenmiş sözcükler, göğüs kafesimden çıkmak için çırpınan çok hikâye var sevgili. Sönüp giden bir ateş var, sen bilmezsin sevgili. Ateş neden çıktı? Aşk rüyamız hiç başlamadı mı?
Evde, sokakta, yağmurda, karda, güneşte her yerde benimlesin. Sahi sen neredesin sevgili? Acıyı köşeme bırakıp kaçmak mıydı derdin, üzgünüm bunu başaramadın. Şimdi içimde bir şey kanıyor desem gelir misin? Yağmur yağarken içtiğimiz sütlü kahveyi yine içer misin? Beni ömrümce sever misin yeniden? En başta, başladığımız yerde.
Dur durak bilmeden koşsam bana yetişebilir misin? Sahi neye yetişiyorum. Seni sevmeye, bizi sevmeye, sevgiye, sevilmeye. Durma orada, koş benimle. Giderken bıraktığın acıyı alma yanına. Bizim aşkımız yarım kalmasın. Ben koşarken sen bekleme arkada. Günlerimizi, güllerimizi kurutma. Bir hikâyenin acısını bana yükleme. Feryadımı duy, sesimi duy. Beni görüyor musun? Uykusuz gecelerim, kurumuş gözlerim, unutulmuş anılarım. Hafızam nerede, sen neredesin sevgili? Çok bekletme, koş arkamdan.
Benim mevsimim kış demeyeceğim. Sen neredeysen oraya geleceğim. Şimdi bir şarkı açıp seni düşüneceğim, her gün yaptığım gibi. Ben aşkı yaşamak için seni yaşamalıyım. Halimi, hatırımı sorma bana. Sadece koş sevgili. Ya da dur benimle. Dinle, gözlerini kapat. Aşkı dinle sevgili. Aşka isyan etme. Sevmeyi dene. Senin için yazıyorum, okur musun bilmiyorum. Neden diye soramıyorum. Sen güzel severdin, giderdin ve beni saklardın. Sen gülümsüyorsun bana, kar yağdığında usul usul yürüdüğümüz o yoldasın, biliyorum. Ya da bilmek istiyorum.
Sen başkalarını da sevdin, ben ise sadece seni ve seni sevmeyi. Seninle öğrendiğim her şeyi seninle bitireceğim sevgili. Ama dur, kördüğüm bitmedi henüz. Korkma, çürütmeyeceğim bizi. Solmadan, yılmadan seveceğim bizi. Sonuna kadar, sonsuza kadar. Nasıl gidiyorum, aşkı öğretebildim mi? Aşk sensen ve ben seni anlatıyorsam o iş çok zor işte. “Aşkı anlatamazsın ki yaşamalısın demiştin bana.” Yazdığım her satırı sana okurken, seninle yeniden yazarken yazgımı beni durdurmuştun. Anlatma sadece hisset demiştin.
Aslında yazıma değil de bana demiştin bunları. Seni herkese anlatmamı istemedin, seni hissetmemi istedin. Midem ağrıyor, biraz durmam gerekecek. Aşk bana iyi geliyordu ya hani. Sen varken iyiydi her şey. Diğer yarım, kayıp yıldızım. Şimdi uzun bir yolculuktasın, biliyorum. En sevdiğin şarkıları dinliyorsun. Sabah olmasın istiyorsun, kavuşmak istemezsin sen. Veda değil seninki, ben sana gitme desem de sen gidersin. Kal demek hiç kolay değil sevgili. Beni yanına almadın, beni bir başıma bu diyarda aşk ile bıraktın.
Sevdiğin renkler, tuttuğun takım, güldüğün insanlar. Onları özlüyor musun, geri dönersen ben buradayım. Seninle koşmak için hazırım. Tam karşındayım. Deniz kıyısında oturduğumuz yerde yanımdan geçen aşkları izliyorum. Aşklar, nereye gidiyor. Sen nereye gittin, ne zaman dönersin, beni özler misin? Konuşmazsın, arasam açamazsın.
Şimdi bu yazdıklarımı okuyorsan bir itirafta bulunayım. O gün yalan söyledim sana. O filmi[!] hiç beğenmedim. Çünkü aşıklar kavuşamıyorlardı. Sen yine tüm içtenliğinle ve benim anlamadığım cümlelerle konuştun benimle. Yazar olmak için çok mu acemiyim sevgili, hadi sen de itiraf et bana. Son yazımı hiç beğenmedin. Dolma biberlerim de pişmemişti değil mi? Yine de yedin, beni kırmadın. Üstelik dolma biber sevmediğin halde.
Keşke seninle bir kitapçıda karşılaşsaydık. İşte bu aşk o zaman aşk olurdu. Ben bir kitap sorsaydım sana, senin en sevdiğin kitabı arasaydım ben. Kitap bahane olsaydı da ben seni arasaydım.
Biz hikayemizi kendimiz yazsaydık, bambaşka birileri olsaydık. Aynı cümleleri saatlerce konuşsaydık. En sevdiğin yerlere götürseydin beni. Seni geçmişinle tanısaydım. Okuldaki sıra arkadaşın olsaydım, keşke izlediklerini anlasaydım.
Aşk demiştim sevgili. Şimdi sen bana kızarsın, aşk demeden aşkı anlat dersin. Acı çekmeden acıyı anlat dersin. Neler dersin de sen neredesin? Soruları hep sen sorarsın sevgili. Benden kimseye bahsetmezsin. Sen beni şiirlerde anlatırsın, ben seni yazılarda. Sen okursun ben dinlerim.
Bütün kelimeleri yan yana dizersin inci gibi, okumadan beğenirim ben de. Seni her halinle ve her halimle severim. Gözlerimde kendini bulursun. Şiirlerine en çok beni yaz isterim bilirsin, gittikten sonra yazdın mı şiir? Aşk demeden aşkı anlatabildin mi?
Benim hikayemde senin şiirin hep olacak sevgili. Lakin ben senin şiirlerine sığamıyorum, taşıyorum gün geçtikçe. Aşk demek istiyorum, bu yoldan dönmüyorum. Koşacağımız yerde bekliyorum. Sesleri duysunlar istiyorum. Sen beni şiirlerinde saklarken ben yazımda sana “aşk” diyorum. Sanırım iyi gidiyorum, senden öğrendiğim aşkı sana anlatıyorum sevgili. Şairler öykü okurlar mı bilmiyorum. Çünkü ben sadece senin şiirlerini okuyorum.
Hava almaya çıkayım, nefeslenmem gerek. Sen geleceksin ve birlikte koşacağız. Dur dur gülme, gelmeyeceğini bilsem de bekliyorum seni. Fark ettiysen neden diye sormadım sana. Ya da sordum mu bilmiyorum. En sevdiğim resmini aldım önüme. Işığı da kapattım. Senin şiir yazdığın masaya geçtim. Giderken bırakmışsın yazdıklarını. Kitabın ne zaman çıkar bana da haber verir misin? Bir imzayı hak ettim ne dersin? Affedersin unutmuşum, şair kitap çıkarmaz demiştin. Yazdıkların da sana özel kalmalı değil mi tıpkı benim gibi. Ben seni haykırırken sen benden hiç konuşmuyorsun sevgili. Şimdi kendi el yazınla yazdığın şiiri okuyorum. Yazayım mı öyküme de bir şiir. Kızma bana, seni kızdırmayı severim bilirsin.
Bazı geceler uyku tutmuyor, uyanıyorum. Sokağı izliyorum, bazı evlerin ışıkları yanıyor. Hiç uyumadılar mı ya da yeni mi uyandılar bilemiyorum. Çöp arabalarını izliyorum, köpeklerin koşuşunu izliyorum. Camiden çıkan insanlara bakıyorum. Çağrıya kulak veren ve koşan insanlar var sevgili. Koşu nerde bitecek bilmeyen ama yine de koşan insanlar var. Güne kavuşma ile başlayanlar ve geceyi gündüz gibi yaşayanlar var. Sen de öyleydin, gecenin bir vakti kalkıp uzun uzun seyrederdin sokağı. Yazıp yazıp silerdin. Bir cümle yazmak için aylarca düşünürdün. Uyanıp seni izlerdim ben de. Yanında kitap okuyormuş gibi yapardım ama ben seni izlerdim sevgili. Kalemi tutuşunu, kahve içisini,ne kadar ısrar ettiysem de bırakmadığın şu sigarayı. Sonuçta şair adamsın nasıl bırakacaksın değil mi? Öykü yazanlar sigara içemiyorlar, şiirin felsefesi başka herhalde.
“Eğer dünyada aşk diye bir şey varsa bu benim sana hissettiğim şeydir” demiştin.
Bunu şiirine eklemek için mi demiştin, yoksa gerçek miydi bu? Sen şairsin sevgili. Senin her kelimen yeni bir şiirdir. Senin her bakışın, yeni bir acıdır. Senin bir bakışın hayatta olabilecek tüm güzelliklerin başlangıcıdır. Yatağımın baş ucuna bıraktığın şiir kitaplarını okuyorum. Bana seni bıraksaydın keşke. Sen bana aşkı bıraktın. Birlikte inşa ettiğimiz duyguyu, şiirlerini ve en sevdiğin kahve fincanını. Şairler gider sevgili, yazarlar kalır. Şair gitmek için yazar, ben ise kaldığım için yazarım. Senin gidişin edebiyat dünyasına yakıştı ne dersin? Şair gitti ve kadın delirdi dedikoduları geliyor mu kulağına? Üzülmüyorum, senin beni bilerek üzmediğini biliyorum.
Sen giderken bana aşkı öğrettin sevgili. Senin gidişin benim doğuşumdu. Şimdi seninle izlediğim, dinlediğim, okuduğum her şeye en baştan başlıyorum. Seni sadece güzel hatırlarla anıyorum.
Denizin kenarındayım, elimde bir kutu sigara ve aşk şiirimi yazıyorum. Ben senin gibi olamam sevgili. Ben aşktan gidemem, aşkla gidemem. Aşk senin içindeydi, benim aradığım da sendeydi.
“Kırmızı bir rüzgâr esiyor sevgili,
Nedendir bilinmez bu akşamın güneşi
Yalnızlığıma çare olan her şey batıyor gökyüzünde
Kırmızı rüzgâr beni sana getiriyor
Bulutların üstünde değil altındayım
Kimsin, necisin, bana ne yapacaksın?
Şiddetli yağmur yağacak sevgili
Ben kırmızı rüzgârı sana bırakıp gidiyorum
Unutma sen bu öykünün tek kahramanısın sevgili.”